TEDAVİLER
CİHAZLAR
AĞRI TEDAVİSİNDE KULLANILAN YÖNTEMLER Geri Dön

Sinaptik Entegrasyon

 

       Sinir kas kavşağında olduğu gibi santral sinir sisteminde nöronlar arası hızlı haberleşme, hücre membranındaki iyonotrop reseptörler aracılığı ile gerçekleşmektedir. 

Ancak santral nöronlar arasındaki sinaptik ileti biraz daha karmaşıktır, cünkü:

1- Birçok kas lifi tek bir motor nöronu ile innerve iken, bir santral sinir hücresinin yüzlerce nöronla ilişkisi vardır.

2- Kas lifleri sadece eksitatör sinyal alırlar, oysa santral nöronlar hem eksitatör hem de inhibitör girdiler alırlar.

3-Kas liflerindeki bütün sinyal iletimi tek bir nörotransmitter ve tek bir reseptör üzerinden gerçekleşirken, santral nöronlarda iyon kanalları üzerinde etkili birçok nörotransmitter bulunmaktadır.Bu kanallar, sadece direkt olarak nörotransmiter ile kapılanan iyon kanallarından oluşmuyor ayrıca metabotropik reseptörler ve ikinci haberciler aracılığı ile indirekt olarak yönlendirilen kanallar da bulunmaktadır.

4- Son olarak sinir kas kavşağında, nörondaki her bir aksiyon potansiyeli kas lifinde aksiyon potansiyeli oluşturur. Verimlilik çok yüksektir. Nöronlardaki verim biraz daha düşüktür bir nöron üzerinde yer alan 50-100 nörondan aksiyon potansiyeli yaratırsa bu durumda nöron üzerindeki potansiyeller bir aksiyon potansiyeli oluşturmaya yeterli olur.


VAKA SUNUMU
48 Y KADIN
ŞİKAYET: KUŞAK TARZINDA SIRT VE KARIN AĞRISI
BÜYÜK TUVALETİNİ YAPMAKTA ZORLANIYOR
DEPRESYON
OBESİTE
BACAKLARDA ÖDEM
KOLONOSKOPİ, ENDOSKOPİ TEMİZ
2 SENE ÖNCE PANCREATİT ÖYKÜSÜ
ANORMAL BAŞKA BULGU YOK
TEDAVİ: TORAKAL 10 HİZASINDA SIRT VE ÖN DERMATOMAL OZON ENJEKSİYONU
KARIN BÖLGESİNDE LUMBAL 2 HİZASINDA DERMATOMAL OZON ENJEKSİYONU
KULAK OZOPUNKTUR
SONUÇ: HASTANIN KUŞAK TARZI AĞRISI YOK
İŞTAH KAPANDI
TUVALET VE GAZ SORUNU KALMADI

 

 

       Santral sinir sistemindeki sinapslara ilk yakın bakış,  Eccles ve arkadaşlarının 1950’lerde germe refleksini kontrol eden spinal motor nöronlarda yaptıkları deneylerden doğdu. Şekil 12.1. Bu nöronların en avantajlı tarafı büyük ve uygulama yapmaya ugun hüvre gövdeleri idi. Daha da önemlisi hem eksitatör hem de inhibitör bağlantıları nedeniyle sinir sisteminin moleküler düzeydeki entegrasyonunun çalışılması için uygundu.

 


Bir Santral Nöron

Hem Eksitatör Hem de İnhibitör Sinyaller Alır.

      

       Bu çalışmalarda Eccles, duysal nöronlara ait büyük bir grup akson popülasyonunu ektive ederek gerçekleştirdir. Bugünku deneylerde ise tek bir duysal nöron uyarılarak gerçekleştiriliyor. Çalışmada, dorsal kök gangliyonunda bulunan germe reseptörü hücre gövdesine mikroelektrod aracılığı ile yeterli bir akım geçirilir ve duysal nöronda aksiyon potansiyeli oluşturulur, bu da duysal nöronun kontrol ettiği kası innerve eden motor nöronda bir eksitatör post-sinaptik potansiyel oluşturur (EPSP) Bir duysal nöron tarafından oluşturlan EPSP 1 mV’dan azdır, yaklaşık 0,2-0,4 mV. Motor nöronda eşik değere ulaşmak için en az 10 mV luk bir depolarizasyon gerekmektedir.

Biseps kasını innerve eden motor nöronu uyarmanın sonucu antagonist kas olan quariseps kasında inhibisyon gerçekleşir, bu hiperpola-rizasyon, ara nöronlar tarafından gerçekleştirilir. Aranöron biseps kasının duysal nöronundan eksitatör uyarı alır ve quadriseps kası motor nöronuna inhibitör sinyal yollar. Ara nöronlar, intraselüler olarak da uyarılabilirler.

       Motor nöronda, tek bir EPSP, aksiyon potansiyeli oluşturamaz, ancak birçok afferent liften gelen sinyaller nöron tarafından entegre edilerek aksiyon potansiyeli oluşumuna neden olabilirler. Aynı zamanda, inhibitör sinaptik potansiyeller, eğer yeterince güçlülerse eksitatör potansiyellerin etksini karşılayarak, membran potansiyelinin eşik değerden uzaklaşmasına neden olurlar.Ayrıca, sinaptik inhibisyon sadece sinaptik eksitasyonu önlemekle kalmayıp spontan olarak spontan olarak aktif olan sinirler üzerinde güçlü bir etki sergilerler. Beyinde birçok hücre kalpteki “pacemaker” hücreler gibi spontan olarak aktiftirler. Sinaptik inhibisyon ile bu hücrelerdeki spontan olarak oluşturulan aksiyon potansiyellerin baskılanması sonucunda ateşleme patterni şekil değiştirir. Bu durum plastik sanatlardaki şekillendirmeye benzetilir. (Şekil 12-2)

 

Eksitatör ve İnhibitör Sinapsların Farklı Yapıları

 

Bölüm 10’da öğrendiğimiz gibi, sinaptik potansiyelin etkisi-eksitatör veua inhibitör- sadece presinaptik nörondan salınan nörotransmitterin tipine göre belirlenmez ayrıca nörotransmitter ile yönlenen iyon post sinaptik hücrede bulunan iyon kanalları da önemli rol oynar. Birçok nörotransmitter etkili oldukları reseptörler ile tanınırlar. Söz gelimi glutamat salıveren omurgalı beyin nöronları eksitasyona neden olan reseptörler üzerinden etkili olurlarken; g-amino bütirik asit (GABA) veya glisin salıveren nöronlar iyonotropik inhibitör reseptörler üzerinden etkili olurlar. (bu konuda bir istisna retinadır, ayrıca omurgasızlarda istisna çoktur). Eksitatör ve inhibitör sinir terminallerinde bazen yapısal değişiklikler olur.

       Beyinde iki ortak tipte sinaptik bağlantı yapısı bulunur. Gray tip I ve II.

Tip I sinapsları çoğu kez glutamatarjik ve eksitatördür, tip II ise çoğunlukla GABA-erjik ve dolayısı ile inhibitördür. Tip I sinapslarda aralık  biraz daha geniştir yaklaşık 30 nm; presinaptik aktif zon alanı 1-2 mm2, presinaptik membran alanı yoğun, sinaptik veziküller elekron mikroskobisi için kullanınlan fiksatifler ile işlme görünce daha yuvarlar şekildeler. Post sinaptik membranda da çok yoğun bölgeler bulunmaktadır.

       Tip II de sinaptik aralık 20 nm; aktif zon daha küçük 1 mm2 den az; presinaptik membrandaki yoğun alanlar daha az belirgin; sinaptik aralıkta bazal membran çok az veya bulunmamaktadır. Karakteristik olarak tip II vezikülleri oval veya yassılaşmış bir görünümdedir (Şekil 12-3)

Sinaptik sınıflamadaki morfolojik farklılıklara ek olarak immunohistokimya (nörotransmitterin ve sentezinde yer alan enzimlerin doğasını temel alan) tekniklerinin kullanımı sonucu daha da güvenilir farklıklar ortaya çıkarılmıştır.

 

Eksitatör Sinaptik Etki, Sodyum ve Potasyum geçiren

Glutamat-Kapılı Kanallar taraından Düzenlemektedir

 

Germe reseptör nöronlarından salınan eksitatör transmitter, beyin ve omurilikteki temel eksitatör transmitter olan L-glutamat tır. Eccle ve ark. Spinal motor nöronlarda eksitatör post sinaptik potamnsiyellerin Na+ ve K+ a geçirgen Glutamat kapılı kanallar ile oluştuğunu gçstermişlerdir. İyonik  mekanizma sinir-kas kavşağındakine benzer şekilde fonksiyon görmektedir. Ach-kapılı kanalda olduğu gibi glutamat-kapılı kanallar da Na+ ve Ku hemen hemen eşit bir geçirgenlik te taşır. Bu karşılıklı akım sonucu membran potansiyeli 0 mV a yaklaşır (şekil 12-4 C,D) Ekstraselüler uyarı güçlendikçe, daha çok afferent lif uyarılacak ve ve EPSP daha da büyüyecektir. Depolarizasyon akson hillock taki (motor nöronun entegratif bölgesi) membran potansiyelini eşik değere ulaştıracak düzeye gelecek ve aksiyon potansiyeli oluşacaktır.

 

Şekil 12-4 Na+ ve K+ a geçirgen kanalların açılması sonucu kimyasal sinpslarda oluşan eksitatör potansiyeller: A. Deney düzeneği B. Ia afferent liflerde eşik altı ve eşik üstü uyaranlar. C. Akım-clamp ile ters potansiyelin saptanması D. Voltaj clamp ile ters potansiyelin saptanması.

 

Glutamat reseptörleri iki temel kategoride incelenebilir.; (Şekil 12-5)

 

1- İyonotropik:       doğrudan olarak iyon kanallarını kontrol eder

2- Metabotropik:     ikinci haberciler üzerinden dolaylı olarak iyon kanallarını kontrol eder

 

İyonotropik Glutamat Reseptörlerinin Alt Grupları

 

1- AMPA : a-amino-3-hidroksi-5-metilisoksazol-4 propionik asit

2- Kainat : Kainat

3- NMDA : N-metil D-aspartat

       Sentetik agonistlere göre isimlendirilmişlerdir. NMDA glutamat reseptörleri APV (2-amino-5-phosphonovaleric asit) ile selektif olarak bloke eolurken, AMPA ve kainat reseptörleri bu ajanla bloke olmazlar. Her iki reseptör de CNQX (6-cyano-7-nitroquinoxalin-2,3 dione) ile bloke olurlar. Bu nedenlerde AMPA ve kainat reseptörleri non-NMDA reseptörü olarak da isimlendirilirler.

 

Metabotropik Glutamat Reseptörleri:

        trans-(1S, 3R) -1-amino-1,3-cyclopentanedicarboxylic asit (ACPD) ile selektif olarak aktive olurlar. (Şekil 12-5).

Glutamatın iyonotropik reseptörlere olan etkisi eksitasyon olarak sonuçlanırken, metabotropik reseptörler üzerinden etkisi eksitasyon veya inhibisyon oluşturabilmektedir.

 

Motor nöronlarda hem non-NMDA hem de NMDA reseptörleri bulunmaktadır. İstirahat membran potansiyellerinde primer duysal afferent nöronlardan gelen uyarılar sonucu ortaya çıkan yanıtta, non-NMDA iyonotropik reseptörler motor nöronlarda EPSP nin büyük erken komponentini oluştururlar (beynin diğer bölgelerinde de) (Şekil 12-7) .Bu reseptörler göreceli olarak düşük bir katyon iletkenliğe sahiptirler (<20 pS) Na+ ve K+a geçirgen ev Ca2+ a geçirgen değildirler.

       EPSP nin geç komponentini oluşturan NMDA reseptör kanallarının üç özelliği vardır.

1- Yüksek iletkenliğe sahip iyon kanallarını kontrol ederler (50 pS) ve Na+ ve K+ un yanısıra Ca2+ a da geçirgendirler. (Şekil 12-5)

2-  Kanalın açılması bir ko-faktör olarak glisinin ekstraselüler olarak bulunmasına bağımlıdır. Kanal sadece glisinin varlığında ççalışır. Normal koşullarda ekstraselüler glisin yoğunluğu NMDA kanal reseptörünün çalışabileceği miktarlarda bulunmaktadır.

3- Açılması kimyasal haberciye olduğu kadar membran potansiyeline de bağlıdır. Bu, diğer voltaj kontrollü kanallardan ayıran bir özelliktir.

 

Voltaja bağımlılık diğer kanallarda olmayan farklı bir mekanizmadan kaynaklanmaktadır. Diğer kanallarda, membran potansiyelindeki değişiklikler, intrensek voltaj sensörünü sayesinde kanalda konformasyonel değişikliklere neden olurken NMDA ile aktive olan kanalda ekstrensek bloker olan Mg2+ (ekstraselüler Mg2+ ) açık olan kanalı kapayan bir tıkaç gibi davranı ve iyon akışına engel olur. İstirahat membran potansiyelinde (-65 mV) da Mg 2+ kanala sıkıca bağlanır. Ancak membran depolarize olduğunda (söz gelimi, non-NMDA reseptörleri glutamat ile aktive olduğunda), Mg2+ elktrostatik etkiyle kanaldan uzaklaştırılır ve Na+ ile Ca2+ un geçişine izin verir. Bu nedenle NMDA reseptörlerinde en yüksek iyon akımı her iki koşulun da gerçekleştiği zaman ortaya çıkar (Şekil 12-6).

 

 

       NMDA reseptörünün diğer bir özelliği de hallusinerjik bir ilaç olan phenycyclidine (PCP melek tozu olarak da bilinir) ve MK-801 tarafından inhibe edilmesidir. Her ikisi de kanalın iç kısmına ancak Mg2+un bağlandığı yer dışında bir yere bağlanmaktadırlar. NMDA reseptörünün blokajı şizofreni ile ilişkili hallusinasyonlara benzer bir tablo oluşturmaktadır. Ayrıca, antipsikotik ilaçlar NMDA reseptör kanalından iyon akışını arttırmaktadırlar. Bu bulgular, şizofrenide NMDA reseptör hasarının yer alabileceği hipotezine yol açmıştır.

       Birçok hücrede hem non-NMDA hem de NMDA reseptörü bulunmaktadır. Mg2+ istirahat membtan potansiyelinde NMDA reseptör kanalını bloke ettiği için EPSP lerin oluşmasında önemli bir katkısı yoktur. Bu nedenle istirahat durumunda oluşan  EPSPlerde büyük oranlarda non-NMDA reseptörlerinin katkısı bulunmaktadır. Depolarizasyon arttıkça Mg2+  NMDA reseptör kanalından uzaklaşır ve daha çok NMDA reseptörü açılarak bu kanallardan iyon akışı gerçekleşir.

       NMDA reseptör kanalını diğer bir farkı göreceli olarak daha yavaş açılıp yavaş kapanması ve bu özelliği nedeniyle EPSP lerin geç fazına katkıda bulunurlar (şekil 12-7) EPSP nin geç fazı, Mg2+ un kanalı bloke etmesi nedeniyle, tek bir presinaptik sinyalden sonra zayıf bir yanıt olarak karşımıza çıkar. Oysa presinaptik nöron ard arda sinyaller gönderirse postsinaptik hücrede EPSP ler toplanarak 20 mV veya daha fazla bir depolarizasyon oluşturur. Bu durumda NMDA reseptörü büyük ölçüde Ca++ un katkısı ile daha büyük akımlara yol açar. NMDA reseptörünün aktivasyonu sonucu, post-sinaptik hücrelerde, kalsiyuma bağımlı enzimler ve bazı ikinci haberciler devreye girer. Bu biyokimyasal reaksiyonlar, sinapsta bazı uzun vadeli modifikasyonlara katkıda bulunan sinyal yollarını tetikler. Öğrenme ve bellekte sinapsta gerçekleşen değişikliklerin önemli olduğu düşünülmektedir. NMDA reseptörünün aktivasyonu  presinaptik aktiviteye bağlı olduğu için ve uzun süreli sinaptik modifikasyonlar ile ortaya çıktığı için çoğu kez bu duruma aktiviteye-bağımlı sinaptik modifikasyonlar denmektedir.

 

 

       Bazı koşulllar altında glutamat gibi eksitatör transmitterlerin dengesizliği, hastalıkların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Yüksek miktarlarda, glutamat nöronlar için toksiktir. Beyindeki birçok hücrede L-glutamata yanıt veren reseptör bulunmkatadır. Doku kültürlerinde ortama yüksek düzeyde glutamat eklenmesi bir çok nöronu öldürmektedir, buna glutamat eksitotoksisitesi adı verilmektedir. Bir çok hücrede bu tür toksisite NMDA tip reseptörleriden Ca2+ hücre içine girişi sorumlu tutulmaktadır. Yüksek inraselüler Ca2+, kalsiyuma bağlı proteazları ve fosfolipazları aktive ederek hücreye toksik olan serbest radikkalerin oluşmasına yol açmaktadır. Strok (İnme) sonrası hücre hasarından, status epilepsisinde tekrarlayan episodlarda ortaya çıkan hücre ölümünden, Huntington gibi hastalığı gibi dejeneratif hastalıklarda glutamat toksisitesinin payı olduğu düşünülmektedir. Spesifik NMDA reseptör blokerleri, glutamatın toksik etkisini ile engelleyebilmesi nedeniyle bugün kliniklerde kullanılmaya başlanmıştır.

 

İnhibitör Sinaptik Etki, Genellikle Klor Geçişini Sağlayan

GABA ve Glisin Kontrollü Kanallardan Gerçekleşmektedir

 

Spinal motor nöronlarda ve ve birçok santral nöronda inhibitör postsinaptik potansiyeller GABA ve Glisin gibi inhibitör amino asit nörotransmitterler aracılığı ile gerçekleşmektedir. GABA beyin ve omurilikte en sık görülen inhibitör transmitterdir. İki reseptör üzerinden etkili olur GABAA ve GABAB.   GABAA reseptörü, CL- kanalını kontrol eden iyonotrop bir reseptördür.   GABAB reseptörü ise, ikinci haberci mekanizmasını devreye sokan ve çoğunlukla K+ kanalını aktive edene metabotrop bir reseptördür.

       Glisin daha az sıklıkla görülür ve ayrıca Cl- kanallarını kontrol eden iyonotropik reseptörleri aktive eder. Glisin omurilikte internöronlar tarafından salınır ve antagonistik kasları inhibe ederler.

       Eccles ve arkadaşları IPSP nin iyonik mekanizmalarını, spinal motor nöronun istirahat membran potansiyelini sistemik olarak değiştirerek ve presinaptik internöronları aksiyon potansiyeli oluşturmak için uyararak araştırmışlardır (Şekil 12-8). Motor nöron membranı istirahat membran potansiyeli düzeyinde tutulduğunda (-65 mV), ve internöron uyarıldığında küçük  bir hipepolarize edici akım oluşturulmuştur. Membran -70 mV’da tutulduğunda intenöronlar uyarılsa da bir potansiyel değişimi olmamaktadır. -70 mV ‘dab daha negatif potansiyellerde inhibitör internöronların uyarılması motor nöronlarda depolarize edici akımın oluşmasına neden olmaktadırlar. -70 mV luk ters potansiyel, Cl- un motor nöronlardaki denge potansiyelinden kaynaklanmaktadır (Cl- ün ekstraselüler konsantrasyonu intraselüler konsantrasyonundan daha büyüktür) Daha sonra, volaj-clamp tekniği ile gerçekleştirilen çalışmalarda iyonik akımın Cl- denge potansiyelinde değiştiği gösterilmiş ve inhibitör IPSP nin Cl- iletkenliği sonucu ortaya çıktığı anlaşılmıştır.

 

GABA ve Glisin Kontrollü İyon Kanalı Akımları Yazdırılabilir

 

Patch-clamp tekniği ile tek bir GABA veya Glisin reseptör kanalında oluşan akımlar yazdırılabilmektedir. Her iki transmitter de Cl- kanalını kontrol etmekte, hep veya hiç kanununa (Ach ve glutamat ile aktive olan kanallarda olduğu gibi) göre açılmaktadır. Glisin kontröllü kanalın (46 pS) iletkenliği, GABAA ya (30 pS) göre daha yüksektir ve bu nedenle glisinin akımları GABA ya göre daha yüksektir (şekil 12-9). Bu fark, glisin konrollü iyon kanalı açıklığının daha büyük olmasından kaynaklanmaktadır.

        Cl- kanallarının açılması üzerinden gerçekleşen  inhibitör etki, tek bir GABAA reseptör aktivasyonu ile oluşan bir kanaldan elde edilen akımın, glutamat ile tetiklenen tek bir eksitatör kanaldan elde edilen akım ile karşılaştırılarak gösterilebilir. Eksitatör akım 0 mV da ters döner. Bu nedenle, glutamat kontrollü bir kanal normal istirahat halinde içeri doğru bir akım oluşturacaktır, membran potansiyelini eşik değerden geçirecektir. Buna karşın, inhibitör akım, -60 mV dan daha negatif değerlerde etkisizleşecek ve hatta tersine dönecektir. Bu durumda, GABA-kontrollü kanal istirahat halinde genel olarak hiperpolarize edici akıma neden olacak ve membranın eşik değere yaklaşmasını engelleyecektir. (Şekil 12-9)

 

 

Klorür Kanalının Açılması Postsinaptik Hücreyi Nasıl İnhibe Eder?

 

Tipik bir nöronda, dinlenme potansiyeli -65 mV dur ve ECL den biraz daha pozitiftir, Bu nedenle dinlenim halinde Cl- üzerindeki elektokimyasal itici güç pozitif olacaktır (Vm- ECL). Bunun sonucunda Cl- kanallarının açılması pozitif bir akıma neden olacaktır (dışa doğru). Bu olguda, IPSP yük taşıyıcısı negatif olaraka yüklenmiş olan Cl- iyonlarıdır. Bu da membranın depolarize olmasını sağlar.

       Bazı santral nöronlar, ECL ye eşit bir membran potansiyele sahiptirler. Bu hücrelerde Cl- iletkenliğini arttıran sinaptik olaylar post-sinaptik membran potansiyelini değiştirmezler. Bu durumda Cl- kanalının açılması nasıl hücreyi uyarılmaktan alıkoyabilir.

       İnhibitör sinaptik girdiyi incelemnin bir yolu da, spontan gelişen EPSP boyutlarını nasıl etkilediğini incelemekle olasıdır.

Bu ilişki Ohm  kanunu ile açıklanabilir. EPSP sırasında oluşan depolarizasyonun boyutu (DVEPSP) nu hesaplamak için aşağıdaki formül kullanılabilir.

 

(DVEPSP) = IEPSP   /gI

 

IEPSP = Eksitatör sinaptik akım

gI        = Dinlenim sırasında açık olan kanallardan iletimin boyutu

 

Açılan inhibitör sinaptik kanalların dinlenim iletimini arttırması sonuçta EPSP nin depolarizasyon boyutunu düşürecektir. Bu duruma “kısa devre” veya “şant” denmektedir (Şekil 12-16).

       GABAB reseptörlerinde olduğu gibi, bazı hücrelerde inhibisyon K+ kanallarının açılması ile gerçekleşir. K+ un denge potansiyeli -80 mV olması nedeniyle her zaman dinlenim potansiyeline göre daha negatiftir, bu nedenle K+ kanallarının açılması, post-sinaptik membranı Cl-kanallarının açılmasına göre daha güçlü bir biçimde inhibe eder.

Paradoksik olarak,  bazı koşullarda GABA kontrollü Cl- kanalının açılması eksitasyona bile yol açmaktadır. Uzun süren uyarımlar sonucu, hücre içi Cl-  birikimi olabilmekte ve hatta hücre içi konsantrasyonu iki çıkabilmektedir, bu durumda Cl-  denge potansiyeli ne göre daha pozitif bir değere  ulaşabilmekte ve kanalı açıldığında nöron depolarize olmaktadır. Yenidoğan hayvanlarda bu durumla karşılaşmak olasıdır. Ancak yetişkinlerde de gelişmekte ve bu koşullarda, epileptik dejarjlara katkıda bulunan çok geniş senkronize depolarize edici GABA yanıtlar kaydedilmektedir. Depolarize edici GABA kontrollü yanıtlar, nöronların saniyede 40 kez aksiyon potansiyeli doğurmaya eğilimli olduğu bölgelerde, osilasyon aktivitesinin oluşmasında rol oynayabilmektedirler. Bu ritm beynin geniş bölgelerinde senkron deşarjlara izin vererek beynin tek tek nöronların sinyallerini toplayan bir mekanizmaya dönüştürmesini sağlamaktadır.

 

Glutamat, GABA ve Glisin in Sinaptik Reseptörleri Transmembran Reseptörlerdir.

 

İyonotropik Glutamat, GABAA ve glisin reseptörlerinin birçok geni bugün kodlanmıştır.  GABA ve Glisin reseptörü çok büyük bir ölçüde yapısal olarak nikotinik ACh reseptörüne benzemektedir. Bu nedenle bu treseptörler bir gen ailesinin üyeleri olarak düşünülebilir. Buna karşın, Glutamat reseptörü farklı bir aileye ait gorunmektedir.

 

GABA ve Glisin Reseptörleri

Ach reseptör kanalı gibi GABAA ve Glisin de benzer genler tarafından kodlanan  5 alt üniteden oluşmaktadırlar (Şekil 12-10B). GABA kanal reseptörü iki a-, iki b- ve bir g alt ünitesinden oluşmaktadır. GABA nın alt üniteleri Ach reseptörüne göre birbirlerine daha benzer yapıdalar bu nedenle GABA bu alt ünitelerden herhangi birine bağlanabilir. Glisin reseptörü üç a, iki b  alt ünitesinde oluşmaktadır ve glisin primer olaraka  alt ünitesine bağlanır.

       GABA ve glisin reseptör kanalları amino ucunda büyük bir ekstraselüler domain e sahiptirler ve ligand bağlama bölgesi buradaır. Reseptör kanalların aktivasyonu için, GABA reseptörü için iki molekül GABA, Glisin reseptörü için ise en az üç glisin molekülünün reseptöre bağlanması gerekmektedir . Ekstraselüler kısmı 4 hidrofobik transmembran bölgesi izler (M1, M2, M3, ve M4). Ach reseptör kanalında olduğu gibi, ikinci transmembran parça (M2) nin kanal boşluğunu oluşturan kızım olduğu düşünülmektedir. ACh reseptör kanalının M2 parçasını oluşturan aminoasitlerin  çok farklıdır. Ach reseptör kanal boşluğunu oluşturan aminoasitler negatif yüklü asidik rezidülerden oluşmaktadır ve katyonlara seçici davranır. Oysa GABA ve glisin reseptör kanalında nötral veya pozitif yüklü  basik rezidüler bulunmakta ve anyonlara seçicilik göstermektedirler.

       GABA ve glisin kontrollü reseptör kanallar hastalıklarda ve ilaç etkilerinde önemli roller oynarlar. GABA kontrollü reseptör kanallar bir dönem klinik olarak önemli ve sosyal açıdan suistimal edilmiş üç tip ilacın hedefidir:

·       Benzodiazepinler    = anksiyolitik ve kas gevşetici (Valium), Lorazepam (Ativan),  ve clonazepam ( Klonopin)

·       Barbitüratlar          = Hipnotik Phenobarbital ve Secobarbital

·       Alkol

 

Dört ayrı madde; GABA, benzodiazepinler, barbitüratlart ve alkol reseptörün farklı yerlerine bağlanırlar ve kanalı açarlar, bu nedenle inhibitör sinaptik iletiyi desteklerler. Aralarından birinin bölgesine bağlanması diğerlerinin bağlanmasını etkilemektedirler. Söz gelimi GABA reseptörüne bağlanmış ise,  benzodiazepinin veya barbituratın GABA reseptörüne bağlanması daha güçlü olur.

       Kalıtımsal bir hastalık olan ve yüksek kas tonüsü ve gürültüye abartılı yanıtlarla karakterize “startle” hastalığında  (hiperekpleksia)  glisin reseptörü a-alt ünitesinin bir mutasyonu sorumlu tutlmaktadır. Bu mutasyonlar glisin reseptörünün fonskiyonunu azaltmakta ve omur ilikte normal inhibitör iletinin düzeyini azaltmaktadırlar.

 

Glutamat Reseptörleri

       Glutamat reseptör ailesinin amino asit dizilişi, Ach, GABA, ve glisin reseptörlerine çok az benzer. Glutamat ayrı bir ailenin üyesidir. Glutamat reseptöçr ailesinin iki olu olan AMPA ve kainat reseptörleri çok yakındırlar. NMDA reseptörü, diğer iki glutamat reseptörüne biraz daha uzaktır. Glutamat kontrollü kanallar dört alt üniteden oluşurlar. Her kanal alt ünitesi üç transmembran a- heliksinden oluşmaktadır (Şekil 12-10C).      

 

       Kanalın boşluğa bakan yüzünü birinci ve ikinci alt ünitenin bileşkesi oluşturmaktadır. Benzer bir yapıya, voltaj kontrollü K+ kanallarının kanal boşluğunu oluşturan P bölgesinde de rastlanmaktadır (Şekil 9-14). Bu rastlantı, ligand kontrollü ve voltaj kontrollü kanallar arasındaki köprü olasılığını düşündürtmektedir.

       Glutamat reseptörlerinin bazı bakteri bağlama poteinlerine olan benzerliği ve mutagenezis çalışmaları, glutamat bağlama bölgesinin iki lobtan oluştuğunu göstermektedir. Loblardan biri bir alt ünitenin büyük ekstraselüler amino uc bölgesi, diğeri ise M3 ve M4 ü birleştiren ekstreselüler  bağlantı bölgesidir. Bu yapı, son yıllarda geliştirilen kristallerin X- ışınlı analizi yöntemi ile AMPA reseptörünün GluR2 alt ünitesi için kanıtlandı (Şekil 12-10C).

       AMPA ve NMDA reseptörleri farklı kanal özeliklerine sahipler. Bu fark da kanalı çevreleyen M2 bölgesinde tek bir amino asit rezidüsü ile ilgilidir (Şekil 12-11). Tüm NMDA reseptör alt üniteleri nötral amino asitler içerirler, bir tek M2 bölgesinde polar asparagin rezidüsü bulunmaktadır. Tüm AMPA reseptör tiplerinde, bu farklı rezidü yüksüz polar glutamindir., ancak GluR2 alt ünitesinde arginindir. Peter Seeburg ve arkadaşları, GluR2’nın DNA gen kodlamasında M2 bölgesindeki bu bölgede glutamin olduğu, ancak mRNA işlemesi sırasında arginin ile yer değiştirdiğini bulmuşlardır.

 

       “Editing”in AMPA reseptörünün özelliklerindeki böylesine bir dramatik etkisi bulunmaktadır. Glutamin taşıyan alt ünitelerden oluşan AMPA reseptör kanalı NMDA rseptörü gibi Ca+2 geçirebilecek iken, Bir tanesinde bile arginin bulunması Ca+2  geçişini engelleyecektir (Şekil 12-11). Pozitif yüklü arginin ca+2 u elektrostatik olarak itecektir. Bazı hücreler GluR2 alt ünitesi içermeyen AMPA reseptörü oluştururlar ve bu nedenle Ca2+ geçişi gerçekleşir bu reseptör kanallarda.

      

Glutamat reseptör kanalları diğer birçok transmitterler kontrollü kanal gibi, terminallerin karşısına gelen  post-sinaptik membtrnada yoğunlaşırlar. Bazı postsinaptik bölgeler hem AMPA hem de NMDA reseptröü içerirler iken aynı hücrenin başka bölgesinde sadece NMDA tip reseptörler bulunabilmektedir. Gelişimin erken devrelerinde, sinapslar sadece NMDA tip reseptörler içerirler. Sinaptik reseptörler, uygun bölgelere  nasıl kümelenmiş ve hedeflenmiştir.?  Bir hücre hücrenin hangi kısmında hangi reseptörü bulunduracağına nasıl karar verir? Glutamat reseptörlerin kümelenmesi için önemli bir protein PSD-95 (post-sinaptik yoğun protein 95 kD MW) dir . PSD-95, proteinler arası ilişkiyi sağlayabn  üç tekrarlayan parçaya sahiptir. Bunlara PDZ (ilk bulunan üç proteinin kısaltmalarından oluşuyor; PSD-95, Drosophil’deki tümör supresyon propteini ZO-1 diye isimlendirilen bir protein)  parçaları denir. PSD-95 te PDZ parçaları NMDA tip reseptörlerini shaker tipi voltaj kontrollü K+ kanallarına bağlar. Böylece bu proteinleri birlikte post-sinaptik alanda yoğunlaştırır. AMPA reseptörleri GRIP adı verilen bir PDZ parçasına bağlanır, ve metabotropik glutamat reseptörleri HOMER adı verilen başka bir PDZ parçasına bağlanırlar. Reseptörler arası ilişkiyi sağlamak dışında PDZ yi oluşturan proteinler diğer hücresel proteinlere de bağlanarak post-sinaptik yapıyı oluştururlar.

 

Santral Sinir Sisteminde Diğer Reseptör-Kanallar

Serotonin (5-HT) nörotransmitterinin hızlı eksitatör etkileri ligand kontrollü kanal sınıflamasının 5-HT3 ü tarafından yönlendirilir.  Bu iyonotropik reseptörlerin dört transmembran segmenti bulunmakta ve nikotinik Ach reseptörlerine benzemektedirler. Ach kontrollü kanallar gibi 5-HT3 kontrollü kanallar monovalan katyonlara geçirgendirler ve 0mV’da ters potansiyel geliştiriler. Beynin bazı bölgelerinde hızlı eksitatör sinaptil iletiden sorumlu oldukları düşünülmektedir.

       Transmitter kontrollü iyon kanallar ailesinin üçüncüsü adenosine trifosfat (ATP) reseptörleri olarak tanımlanmaktadırlar ve bazı sinapslarda transmitter olarak görev almaktadırlar. Purinerjik olarak isimlendirilen bu sinapslar otonomik gangliyaların sempatik nöronları tarafından innerve edilen düzkas hücrelerinde gözlendikleri gibi bazı santral ve periferik nöronlarda da bulunmaktadır. Bu sinapslarda ATP iyon kanalını aktive eder ve hem monovalan hemde hem de Ca2+ geçişine yol açar. Ters potansiyel 0mV’dur. ATP reseptör ailesini  kodlayan bazı genler klonlanmıştır  (P2x reseptörleri) . Amino asit dizisi ile diğer iki gruptan da ayrılmaktadır. Bugün transmembran topografisi henüz tam netleşmemekle birlikte, bu kanalların bir biri ile büyük bir ekstraselüler halka ile birleşen sadece iki transmembran parçasından oluştuğu düşünülmektedir (Şekil 12-10A).

 

Eksitatör ve İnhibitör Sinyaller Hücre Tarafından

Tek Bir Yanıta Dönüştürülür

 

İster beyinde olsun, ister omurilikte santral sinir sistemindeki her nöron sürekli bir biçimde diğer nöronlar tarafından sinyal bombardımanına tutulmaktadır. Tek bir motor nöron 10,000 kadar farklı presinaptik terminal tarafından innerve edimektedir. Bu sinyallerin bir kısmı eksitatör diğer kısmı inhibitör, bir kısmı zayıf bir kısmı ise zayıf sinyallerden oluşmaktadır. Bazı sinyaller, apikal dentritlerin uç noktasında alınmakta, diğerleri proksimal dendritlerde, bir kısmı dendritik gövdede diğerleri dendritik çıkıntılardan alınmaktadır. Farklı sinyaller birbirlerini destekleyebilirler veya etkilerini azaltabililer.

       Tek bir presinaptik nöron tarafından oluşturulan sinaptik potansiyeller tipik olarak küçük ve post-sinaptik membranda potansiyeli eşik değerine yaklaştıracak kapasitede olmamaktadırlar. Bir motor nöronda germe reseptör afferentleri tarafından oluşturulan EPSPler genlik olarak  0.2-0.4 mV kadardır. Eğer EPSP ler lineer olarak toplanabildiğini düşünsek bile (ki böyle olmadığı biliniyor). En az 25 afferent nöronun aynı anda ateşleyerek bir motor nöronda aksiyon potansiyeli oluşturma için eşik değere ulaştırmaya yönelik 10 mV luk bir depolarizasyona yol açabileceklerdir. Bu durumda bile eksitatör sinyaller alan bir nöron aynı zamanda inhibitör sinyaller de alabilmektedir. Bu nedenlerle sinyallerin oluşturacağı net etki birkaç faktöre bağlı olarak gelişecektir

MULTİMODAL PREVENTİF HEKİMLİK: NEDENE YÖNELİK TEDAVİLER VE DOKU ONARIMI KRONİK YAŞLANMA VE SAĞLIK SORUNLARININ DÜZELEBİLİR HALE GELMESİNİ SAĞLAR. MİSYONUMUZ VİZYONUMUZ HEDEFİMİZ: FİT, SAĞLIKLI AĞRISIZ ÜSTELİK ESTETİK GÖRÜNEN SAĞLAM VE MUTLU BİREYLERDİR. İnsan bir bütündür bütün olarak labaratuar, görüntüleme yöntemleri ve kliniği ile değerlendirilir; nedene yönelik doku onarımı girişimsel yöntemler ve ortomoleküler tıp desteği ile sağlanır.
Ayrıntılar
METİLASYON GLUTATYON HOMOSİSTEİN MEKANİZMASI EPİGENETİK Folik asit (B9), B6, B12, D vit metilasyon ve glutatyon sisteminin ana vitaminleridir. Bu döngünün içinde folat, methionin, biopterin, üre ve glutatyon döngüleri içiçe bulunur. Birçok kronik hastalığın temelinde homosistein ve glutatyon mekanizması bozulmuştur.
Ayrıntılar
KRONİK AĞRI TEDAVİLERİNDE MULTIMODAL ANALJEZİ - AĞRILI HASTAYA YAKLAŞIM VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ Kronik Ağrılar NOSİSEPTİF ve NON-NOSİSEPTİF AĞRILAR olarak 2'ye ayrılır. Ağrı tiplerine göre de tedavi şekli değişir. Nosiseptif ağrılar kas, iskelet, organ kaynaklıdır. Non Nosiseptif ağrılar Nöropatik (Santral-Periferik), Reaktif ağrı, Deafferantasyon, Sempatik sistem veya Psikojenik ağrılar
Ayrıntılar
AĞRI TEDAVİSİNDE STRATEJİLER 1. DERMATOMAL YANSIYAN AĞRI BLOKAJI 2. İNTRA-ARTİKÜLER, INTRA MUSKÜLER GİRİŞİMSEL TEDAVİLER 3.Ağrı kaynağı TETİK NOKTA tedavisi 4. KAPI KONTROL TEORİSİ - infiltratif A delta sinir lif uyarılması 5. TENS TEDAVİSİ 6. MEZOTERAPİ 7.Kulak ve vücut AKUPUNKTURU 8.SU JOK, 9..NLP
Ayrıntılar
AĞRI TEDAVİSİNDE BÖLGESEL İNFİLTRATİF TEDAVİLER ve Ağrı 2 sinir lifiyle (A delta ve C lifleri) omuriliğe gelir Ağrı omurilikten beyne taşınırsa hissedilir. A delta lifleri hızlı akut ağrıyı C lifleri kronik yavaş ağrıyı taşır. A delta lifleri çok uyarıldığında omurilik ağrı reseptörleri kapılarını kapatır ve kronik ağrı böylece beyne ulaşamaz.
Ayrıntılar
KRONİK AĞRILARDAN İLAÇSIZ KURTULABİLİR MİSİNİZ? 1.Tetik nokta girişimsel tedavisi 2. Oksijenlendirilmesi 3. Kapı kontrol teorisi A delta liflerinin girişimsel uyarılması 4. Ağrılı bölge detoksu - bölgeye yığılmış kimyasal mediatörlerin uzaklaştırılması 5. Hasarlanmış sinir onarımı, Vitamin, mineral, fitoterapi 6. NLP ve akupunktur
Ayrıntılar
YARA İYİLEŞMESİ: DİABETİK AYAK MANTAR İLTİHABI GİDERİP DOKUYU ONARMAK TEDAVİLERDE MUTLAKTIR. FOTOĞRAFTA İYİLEŞME SÜRECİ HAFTA HAFTA İZLENMEKTEDİR.
Ayrıntılar
AĞRIDA TENS TEDAVİLERİ TENS (Transcutaneous Electrical Nerve Stimulation =Transkutanöz Elektriksek Sinir Stimülasyonu ) ağrı tedavilerinde kullanılan bir sistemdir. Cilt yüzeyine yakın sinirlerin elektriksel sinyallerle uyarılmasını ifade eder. Bu sinyaller ilk etapta deri altında yer alan sinirlere ve oradan beyne iletir
Ayrıntılar
LİPÖDEM = AĞRILI YANMA SENDROMU VÜCUDUNUZUN alt tarafı daha şişman ve düzensiz yağlanmışsa sıktığınızda ağrılysa etek dar pantolon çizme giymeniz sorunluysa Lipödem olabilirsiniz. Ameliyat olmadan da tedavi olabilirsiniz.
Ayrıntılar
OZONTERAPİ O3 Atomu olan OZON hem kan hem dokuların oksijenasyonunu sağlar öte yandan da serbest radikal denen toksinlerin vücuttan temizlenmesini sağlar. Ozon bağışıklık sisteminde çok etkilidir. Ozon düşük dozda immünstümülan, orta dozda immünregülatör, yüksek dozda immünsupresördür..Ozon Nf-kB'yi baskılayan
Ayrıntılar
MEZOTERAPİ: AĞRI TEDAVİLERİNDE ve CİLT ve SAÇ GENÇLEŞTİRMEDE ALTIN YÖNTEM BİYOLOJİK ya da FARMAKOLOJİK ilaçların MİKRO-ENJEKSİYON yoluyla HEDEF BÖLGEDE ORTA DERİ TABAKASINA uygulanması İŞLEMİDİR. Önemli olan DOĞRU YERE DOĞRU DOZDA DOĞRU MESAFE ve ARALIKLARLA DOĞRU İLACI vermektir. MEZOTERAPİ ağrı ve antiaging tedavilerin hepsinde kullanılabilir.
Ayrıntılar
PRP ile KENDİ KANINIZ ile EKLEM İÇİ AĞRILARDAN KURTULABİLİR ya da CİLT ve SAÇ SORUNLARINIZA ÇARE bulabilirsiniz. PRP, “Platalet Rich Plasma- platelet yönünden zenginleştirilmiş plazma uygulaması” adı verilen tedavi yönteminin kısaltılmış ismidir. Platalet diğer adıyla trombosit denen hücreler saldıkları “BÜYÜME FAKTÖRLERİ= GF” nedeniyle hasarlı dokuda onarım sağlarlar.
Ayrıntılar
MİGREN TEDAVİ YÖNTEMLERİ VE BOTOX Botox yılan zehiri değil bakteri toksinidir. Hekimlikte kırışıklık dışında MİGREN TEDAVİSİNDE de çok etkindir. Fark kullanılan dozların daha yüksek oluşu VE yapılan bölgelerin çokluğundadır.
Ayrıntılar
ANTİDEPRESANLARDAN NASIL KURTULABİLİRSİNİZ? KLİNİK AROMATERAPİ :ANTİDEPRESANLARDAN NASIL KURTULABİLİRSİNİZ? Serotonin (MUTLULUK HORMONU) yükselmesi SİRKADİEN RİTMİ (VÜCUT HORMON DENGESİ) düzeltir. AROMATERAPİ (bergamot, ylang ylang, sedir, lavanta, vetiver) ve AKUPUNKTUR serotonini artırır. Her ikisi de bilimsel olarak ispatlanmıştır.
Ayrıntılar
AĞRI KİLO VERMEK ZAYIFLAMAK Özellikle bel ve diz ağrısı çekenlerin, obesite sorunu sağlık sorununa dönüşen hastaların kilo vermesi şarttır. Zayıflamada; akupunktur ve bölgesel incelme yöntemleri uygulanır. İştahı ve tatlı isteğini kesmek, depresyonu yoketmek , mide kazınmasını önlemek esastır.
Ayrıntılar
MD DYNA MYOMODÜLASYON DOLGU TEKNİK - YÜZ LİFTİNG-SARKMA TEDAVİSİ Yüz kaslarının özelliği: Yüzdeki kimi kaslar yüzü yukarı kimi kaslar da aşağı çeker. Myomodülasyon yöntemi ile yukarı çeken kaslar güçlendirilir aşağı çeken kaslar zayıflatılır böylece yüz liftingi sağlanır sarkmalar düzelir.
Ayrıntılar
YÜZ ve GIDI TOPARLAMA: SARKMA olan yerde aynı zamanda BOŞLUK oluşur. LIFTING ve DOLGU beraber yapılmalıdır. Tedavide MD CODES, MD DYNA MYOMODÜLASYON, ORGANİK V LIFT İP, MEZOTERAPİ , SOMON DNA gibi yöntemler kullanılır. Bu tedavilerin tamamı mekanik işlevlerinin yanısıra doku hasarını onarır.
Ayrıntılar
ÖDEM TEDAVİSİ AKUPUNKTUR Elektroakupunktur ile ayak - bacak kronik ödem tedavisi yapılabilir. Andülasyon tedavisi de tedaviye eklendiğinde sonuç hızlı alınabilir.
Ayrıntılar
OBESİTE YAKLAŞIMI ve ZAYIFLAMA TEDAVİLERİ Obesite= Şişmanlık bir hastalıktır. Her hastalık gibi tedavi edilmeden önce sebepleri araştırılmalıdır. Kapsamlı Check up sonrası Kulak ve Vücut Akupunkturu yanında beslenme programı uygulanır. Bölgesel incelme yöntemleri eklenerek zayıflama ve incelme sağlanır.
Ayrıntılar
RADYOFREKANS KANÜL VE PLEXR PLAZMA TEDAVİ KOMBİNASYONU RADYOFREKANS KANÜL VE PLAZMA TEKNOLOJİSİ İLE Sellülit bantlarından, Et Benlerinden,Kılcal damarlardan TEK SEANSTA kurtulabilirsiniz..Aynı zamanda ağrı tedavilerinde "TRIGGER POINT = TETİK NOKTA" da KURU İĞNE TEKNOLOJİSİNİ tek seansa indirir.
Ayrıntılar
NLP (ALGISAL DAVRANIŞ KONTROLÜ) 5 duyu ile algılanır.Algılar düşüncelere daqvranışlara alışkanlıklara ve karaktere dönüşür. Algı değişiminin zihinsel sağlanması ise özel bir teknikle olur: NLP. ZAYIFLAMA ve AĞRI hastalıkların kontrolünde NLP düşünce davranış değişiminde çok etkili bir yöntemdir.
Ayrıntılar
SOMON GENÇLİK AŞISI - Pİ SİSTEM X-ADN ve Hyalüronik asit kombinasyonu ile kırışıklık ve sarkmanın tedavisi mümkündür. Ciltaltı dokunun yeniden yapılanması onarımı sağlandığı için cildin elastikiyeti canlılığı ve parlakılığı artar.
Ayrıntılar
ANTİAGING MEZOTERAPİSİ: R-T-M-G 10 dk' da gelen GENÇLİK: Omega CTP kompleksi, organik kök hücreleri, resveratrol, bakır peptid, kollajen, hyaluronik asit, omega 3, 6, 9 ve aminoasitler, KOLLAJEN, meristem hücreleri, HYALÜRONİK ASİT ile yüz lifting
Ayrıntılar
BEN SİĞİL TEDAVİLERİ AKNE KILCAL DAMAR İZ SKAR TEDAVİLERİ AYNI CİHAZLA YAPILABİLİR. PLAZMA LED LAZERLE KESİN ÇÖZÜM
Ayrıntılar
SARKMA TEDAVİLERİNDE cerrahisiz ÇÖZÜM önerileri: Yüz, kaş, gıdı, boyun-dekolte, kol-bacak içleri, karın, meme ve popo sarkmaları sıktır. LAZER, FRAKSİLAZER, FRAKSİ RADYOFREKANS, RADYOFREKANS, BOTOX, DOLGU, KİMYASAL PEELİG, LIQUID LİFTING, V LIFT, MEZOLIFTING sarkmalarda cerrahi haricinde kullanılırlar.
Ayrıntılar
ZONA VE DİĞER NÖROPATİK AĞRILAR Zona lezyonları bir dermatom (spinal sinir kökünün deride dağıldığı bölge) sınırları içinde kalır. Zona ağrısı bu dermatomun nöropatik ağrısıdır. Tedavisi de "GİRİŞİMSEL" nörapatik ağrı tedavisidir.
Ayrıntılar
GENÇLİK, SAĞLIK VE GÜZELLİK HÜCREDEN BAŞLAR ÇÖZÜM BASİT VE NET: DOĞRU BESİN VE OKSİJEN, DOĞRU DETOKS, DOLAŞIM VE BAĞIRSAK SİSTEMİ VE DOĞRU ESTETİK. İÇERDEN VE DIŞARDAN DESTEK İLE GENÇ SAĞLIKLI VE GÜZEL..HEP ANIMSAYIN ANTI-AGING SÜREÇ SADECE ESTETİKLE SAĞLANAMAZ TAŞIMA SU İLE DEĞİRMEN DÖNMEZ. SAĞLIKLI İSEN GÜZELSİN.
Ayrıntılar
BÜTÜNSEL TIP MENTALİTESİ 1* TANI: Hekim Muayenesi, Labaratuar - Radyolojik analiz 2* Hücre boyutunda tedavi (oksijen, besin, mineral, vitamin, enzim, hormon desteği, DETOKS 3* Hücrelerarası Telekominikasyon- Haberleşme (bağ doku - sinir sistemi aracılığı) 4* Kan- Lenf Dolaşımı 5*Beyin Nöroformat (NLP, Hipnoz..) 6* Estetik
Ayrıntılar
HÜCRE ANTİAGİNG - OKSİDATİDİF STRESS - ASİT BİRİKİMİ - OKSİJENSİZ DOKU Oksijeni doğru almayan doğru yakmayan her doku hasta olmaya mahkumdur. İyi oksijenlenmeyen doku tıpkı havalandırılmayan temizlenmeyen evler gibi kokuşur. Kendini eğer 300 KG gibi hissediyorsan kokuşma (SERBEST RADİKAL BİRİKİMİ) artmıştır.
Ayrıntılar
GİRİŞİMSEL YÖNTEM İLE MİGREN TEDAVİ EDİLEBİLİR. Migren sempatik parasempatik sistem dengesizliğinin damarlardaki düzensiz genişleme daralma yaratmasıyla ilgilidir. Girişimsel yöntemler damarlara giden sempatik parasempatik lifleri hedef alarak problemi kalıcı olarak tedavi eder.
Ayrıntılar
PROBİYOTİK -PREBİYOTİK NEDİR? FARKI NEDİR? Patlojik bakterilerden sizi koruyan iyi bakteriler PROBİYOTİK, iyi bakterileri çoğaltan gıdanın adı PREBİYOTİK'tir. Amaçları sizi KORUMAKTIR. KORUNMADA; Kronik iltihaplı hastalıklar, allerjiler ilk sıradadır.
Ayrıntılar
KİŞİYE ÖZEL TERAPİ: SAĞLIK VE İMAJ KOÇLUĞU: SAĞLIKLI YAŞAM KOÇLUĞU; Birey bir bütündür. Kişinin GENEL VÜCUT SAĞLIĞI, ZİHİNSEL DURUMU VE FİZİKSEL GÖRÜNÜŞÜ bütünü oluşturur. BÜTÜNÜ BÜTÜN OLARAK TEDAVİ ETMEK GERÇEK BİR YAŞAM KOÇLUĞUDUR.
Ayrıntılar
CHECK UP: KİŞİSEL SAĞLIK TARAMASI CHECK UP; Kişilerin genel muayenesi ve kapsamlı tarama testleri ile sağlık durumunun değerlendirilmesidir. Check up, hastalıkların erken tanı ve tedavisi amaçlıdır. Dr.muayenesi, Labataruar, radyolojik tetkikler, elekrogramlar ve Ryodoraku Check up kapsamındadır.
Ayrıntılar
OZON SAUNA Ozon sauna DETOKS, ZAYIFLAMA AĞRI ve BAZI CİLT HASTALIKLARINDA kullanılan seanslar halinde yapılan tedavi yöntemidir.
Ayrıntılar
OBESİTE, DEPRESYON VE HORMONLAR..İNSÜLİN DİRENCİ, LEPTİN DİRENCİ, GHRELİN Şişmanlık ve hormon ilişkisi yani şişmanlığın metabolizması bilindiği sürece savaşması daha kolay hale gelir. insülin ve leptin direncini çözmek aynı zamanda vücudu depresyondan da korumak demektir.
Ayrıntılar
İNSÜLİN DİRENCİ (HOMA IR TEST) NASIL HESAPLANIR? AÇLIK ŞEKER X AÇLIK İNSÜLİN /405 =HOMA IR TEST. HOMA İNSÜLİN DİRENC SONUCU 2.7 DEN YUKARI İSE İNSÜLİN DİRENCİNİZ VARDIR.
Ayrıntılar
KANDİDA ALBİKANS VE YOL AÇTIĞI HASTALIKLAR Kandida "maya mantarı"dır. Vücutta normalde vardır. Kontrolsüz çoğaldığında sindirim bozuklukları, allerji, kronik iltihaplı hastalıklar(Ülseratif kolon, Chron, Romatizma,vs) yol açabilir.
Ayrıntılar
ALLERJİ, ALLERJEN ASTIM TEDAVİLERİNDE BAĞIRSAK DETOKSU VE AKUPUNKTUR İŞBİRLİĞİ Bağırsak detoksu bağışıklığı yükseltip birçok kimyasal salan "candida" gibi mikroorganizmalardan vücudu arındırır. Akupuntur ise sempatik parasempatik sisten dengesini sağlar.
Ayrıntılar
HORMONLAR VE ANTI-AGING TERAPİLER Doku ve organların hormonal aktivitesinin yavaş ya da az çalışması vücudu yaşlandırır. Fazla çalışan doku ve hormonal sistem ise zamanla yine hasara yol açar.
Ayrıntılar
Her BESİN,OKSİJEN ile yanar ENERJİ açığa çıkar. Her hücrenin sağlıklı çalışabilmesi için öncelikli olarak doğru besini alması ve yeterli miktarda oksijen alarak bu besini doğru yakması, enerji elde etmesi gerçek sağlıktır. Tüm sistem bu işleyişe bağlıdır. Dolaşım ve sinir sistemi özellikle önemlidir.
Ayrıntılar
BESLENME ÖNERİLERİ, BESİN YARARLARI, Besinlerden nasıl yararlanalım..hangi besin ne işe yarar..?
Ayrıntılar
VAKA SUNUMLARI VAKALAR, ŞİKAYETLERİ, TEDAVİLERİ, SONUÇLARI
Ayrıntılar
LAZER AKUPUNKTUR ve İĞNESİZ ELEKTRO AKUPUNKTUR Laser ANALJEZİ (ağrı kesici etki), REJENERASYON( onarım) ve RELAXASYON (kas gevşetici) programları içerir. Lazer ve iğnesiz elekroakupunktur acısız şekilde kulak, vücut, el ve ayaktan, obesite, ağrı, depresyon vs hastalıkların tedavisini yapar.
Ayrıntılar
BESLENME TARİFLERİ Beyin kalori hesabı değil kalite hesabı yapar. Gıdaların %55' i karbonhidrat, %12 protein, %20' si yağ olmalıdır. Kalori değerleri ise 1 gr yağ= 9 cal, 1 gr protein = 4cal, 1gr şeker =4 cal.
Ayrıntılar
RYODORAKU: BİLGİSAYARLI VÜCUT ELEKTROAKUPUNKTUR ANALİZ VE TEDAVİ CİHAZIDIR. Vücutta; Kalbin EKG’ si, beynin EEG’ si, kasların EMG’ si olduğu gibi tüm vücudun ELEKTROSUNU çeken, tanı için kullanıldığı gibi tedavi içinde kullanılan sistemin adı RYODORAKU’ dur. Düşük elektrik direnç noktaları (yüksek elektrik iletkenliği) üzerinden ölçülür ve tedavi edilir.
Ayrıntılar
AĞRI TEDAVİSİNDE KULLANILAN YÖNTEMLER ALGOLOJİ (AĞRIBİLİM) TETİK NOKTALARININ TEDAVİSİ, İLGİLİ AKUPUNKTUR NOKTALARININ TEDAVİSİ, II. MOTOR NÖRON DÜZEYİNDE ALGI BLOKAJI, I. MOTOR DÜZEYİNDE ALGI BLOKAJI, ZİHİNSEL KONTROL İÇİN NLP
Ayrıntılar
TRIGGER POINT = TETİK NOKTA = KAS DÜĞÜMÜ Ağrıların % 93′ünde tetik noktaları mevcuttur, ağrıların %85′inde de ise tek neden olarak bulunmuştur. AĞRI TEDAVİSİNDE IMS YMNTEMİ İLE TETİK NOKTA TEDAVİSİ KALICI ÇÖZÜM ÜRETİR.
Ayrıntılar
SUJOK - MAGNET TERAPİ SU JOK Terapi yöntemi; Kore dilinde EL - AYAK demektir. Kulak akupunkturu sonrası akupunktur dünyasının en önemli keşfi SU JOK'tur. Eller ve ayaklar; en gelişmiş makine olan insan vücudunun klinik tedavi merkezleridir.
Ayrıntılar
SOĞUK LİPOLİZ + RADYOFREKANS + LPG + INFRARUJ inceltir SIKILAŞTIRIR. Soğuk lipoliz pannikülit yaparak yağ dokusunu parçalar, Raydofrekans sıkılaştırır, LPG yağı vakumlayıp dolaşıma atar, infraruj yağ yakımını artırır.
Ayrıntılar
ALT CİLT ONARIMI VE TERAPİLERİ KİMYASAL PEELİNG, LAZER TERAPİ, FRAKSİLAZER, RADYOFREKANS, FRAKSİRADYOFREKANS, DOLGU, LİPOLİZ, HÜCRESEL BESLENME, ORGANİK İP
Ayrıntılar
ZAYIFLATAN, DEPRESYONU GİDEREN, AĞRIYI TEDAVİ EDEN 5000 yıllık bir değer..AKUPUNKTUR.. Akupunktur vücudun dengesini yeniden yerine oturtan KULAK, VÜCUT, EL ve AYAĞA uygulanabilen bir tedavidir.
Ayrıntılar
SU JOK - TOHUM TEDAVİ SU JOK, el ve ayakta bulunan organ izdüşüm ve enerjilerinin tedavisini sağlar. Vücudun genel sağlığını fiziksel, emosyonel ve mental anlamda dengeye kavuşturur.
Ayrıntılar
BÜTÜNSEL HEKİMLİKTE YENİ KONSEPT.. BEDEN, ZİHİN VE ESTETİK SAĞLIK.. Hekimlikte yeni anlayış "BÜTÜNCÜL" olmalıdır. Amaç daha SAĞLIKLI, hastalıksız, AĞRISIZ, dinç, ZİNDE, zihinsel huzuru yakalamış, daha ESTETİK bireylerdir. İNSAN; MÜKEMMELİ HAKEDER.
Ayrıntılar
VARİKOSEL tedavisinde SU JOK ve SHÜSSLER TUZLARI tedavi edicidir. Varikosel, erkekteki testislerden (sperm üreten yumurtalıklardan) kalbe dönen toplardamarlarda oluşan bir çeşit varisleşme yani damar genişlemesidir.
Ayrıntılar
TOHUM TERAPİ el ve ayaklarda kullanılan bir akupunktur yöntemidir. El ve ayaklar tıpkı kulaklar gibi " MİKROSİSTEM" dir. Bu nedenle el ayaklara bantlanan tohumlar ile aslında bir akupressör tedavi sağlanır. Her organ kendisine benzer tokumlarla tedavi görürse daha iyi sonuç alınır.
Ayrıntılar
ANTİ- AGING TEDAVİ Fiziksel ve Zihinsel Sağlık = DİNÇ ve GENÇ görünüm...Takip kişiseldir. Analizler şarttır. Periodik radyolojik, labaratuar, hormon, cilt ve vücut kas-yağ analizleri, beslenme ve yaşama alışkanlıkları, fiziksel rahatsızlık, zihinsel, ruhsal durum takibii, fotoğraflama ve KİŞİSEL TERAPİ SÜRECİ
Ayrıntılar
BEL KARIN Bölgesi incelmelerinde AKUPUNKTUR + SOĞUK LİPOLİZ + GALVANİK AKIM TERAPİ Soğuk lipoliz yağ dokusunu "PANNİKÜLİT" yaparak bozan bir sistemdir. Bölgesel amaçlı yağ parçalamak için kullanılır. Akupunktur ise genel zayıflama amaçlıdır. Galvanik akım ise yağ dokusunu harekete geçirir.
Ayrıntılar
İncelme terapilerinde...SOĞUK LİPOLİZ Soğuk lipoliz, Radyofrekans (RF), LED, Vakum, Dermoroller, Infrared kombinasyon cihazıdır. Roobart RM 50 farklı vücut bölgeleri için 4 ayrı başlık taşıyan bir cihazdır. Öncesinde vücut analizi ve incelecek bölge ölçümleri yapılmalıdır.
Ayrıntılar
Geç dönem sellülit tedavilerinde BİO- LİPOLİZ Lipo =Yağ, lizis= erime demektir. Uygun hastada lposuctiıona yakın sonuçlar sağlar. Lipoliz Deoksikolatlı PPC (Fosfotidilkolin) adlı yağ eritici maddenin derin ciltaltı yağ dokusuna verilmesi işlemidir.
Ayrıntılar
STRİA-ÇATLAK TEDAVİLERİ Laser ve Çatlak Mesoterapisi çatlak tedavilerinde kullanılan güçlü terapilerdir. Hamilelik, büyüme, spor, ameliyat ya da şişmanlama nedenli olan tüm çatlaklarda kullanılabilirler.
Ayrıntılar
ANDÜLASYON TERAPİ BÜTÜNSEL TEDAVİDE yepyeni boyut:: ANDÜLASYON TERAPİ değişik hertzlerde titreşim ve infraruj ışınlarını kullanarak mikrodolaşımı ve hücre oksijenasyonunu düzenler. Zayıflama ve Ağrı tedavisinde ve 20 çeşit hastalık grubunda etkilidir.
Ayrıntılar
KARBOKSİPUNKTUR - OZOPUNKTUR Akupunktur noktalarına, CO2 gazı (KARBOKSİTERAPİ) veya O3 gazı (OZONTERAPİ) uygulanması işlemleridir. ZAYIFLAMA, AĞRI, ALLERJİ tedavilerinde çok etkin yöntemlerdir. Amaç vücudun sağlıklı dengesini tekrar yerine getirmektir.
Ayrıntılar
DUDAK DOLGUSU daha dolgun ve biçimli dudaklar içindir. Dudaklar "HYALÜRONİK ASİT DOLGU" ile hacimlendirilir. Ayrıca dudak dolgusu ile şekil kazandırılır, belirgin dudak kontürü sağlanır, dudak üstü çizgilerde hyalüronik asit ile doldurulabilir.
Ayrıntılar
AMELİYATSIZ KAŞ KALDIRMAK İÇİN..."COG KANÜLLER" Her bir kırçılına takılan yağ dokusu kollajene dönüştüğünde 2 yıl süreli bir kaş kalkıklığı sağlar. Ameliyatsız şık bir çözümdür.
Ayrıntılar
Cilt GENÇleştirme...EXCELL DERM PRO II Excell Derm Pro II hücre seviyesinde; hücrede biyolojikal bir stres hali yaratarak membran potansiyelini değiştirip bilier lipidlerde elektroporasyona yol açarak pore oluşturulmasını sağlayan IM-RADYOFREKANS destekli iğnesiz mezoterapi tedavisidir.
Ayrıntılar
ERKEKLERDE BOTOX YAPTIRABİLİR. BOTOX erkekler için de iyi bir gençlikj aşısıdır. Kaz ayakları ve alın kırışıklıklarının açılması için botox ideal çözümdür.
Ayrıntılar
BOTOX ETKİLİ AGELESS KREM 10 Dk içinde krem botox etkisi gösterir. Bu kremle beraber kullanılan ANTİAGİNG SERUM 220 adet büyüme faktörü içerdiğinden dokuyu gençleştirir. Ameliyatsız ve medikal estetik girişimleri olmaksızın kolay gençlik yöntemidir.
Ayrıntılar
NAZOLABİAL DOLGU BURUN KENAR OLUK DOLGUSU Nazolabial oluklar derin olduğunda 3cc lik konsantre dolgu kullanımı uygundur. Dudak dolgularıyla kombine edildiğinde daha genç bir
Ayrıntılar
KAŞ KALDIRMAK İÇİN... "TIRTIKLI V LİFT " TIRTIKLI V LİFT ipler cilt altında şemsiye gibi açılarak dokuya takılır ve cildi yukarı doğru çekerler.Mekanik çekme etkisinin yanısıra kollajen sentezini artırarak doku kalitesini de yükseltirler.
Ayrıntılar
YÜZ Sarkma tedavilerinde yeni bir çözüm........... ' V LİFT ' V LİFT terapi vücutta eriyebilen PDO (POLYDİOXANONE) amelyatlarda kullanılan iplerdir. Yara iyileşmesini kolaylaştıran saç kılından ince ve özel br kılıf içine yerleştrilmiş bu ipler 30 dk da acısız uygulanır boşluklara dolgu etkisi gösterirken yukarı doğru da lifte eder (kaldırır)
Ayrıntılar
LEKE TEDAVİLERİNDE YAKLAŞIM.. Laser ANALJEZİ (ağrı kesici etki), REJENERASYON( onarım) ve RELAXASYON (kas gevşetici) programları içerir. Lazer ve iğnesiz elekroakupunktur acısız şekilde kulak, vücut, el ve ayaktan, obesite, ağrı, depresyon vs hastalıkların tedavisini yapar.
Ayrıntılar
MEYVE ASİT KÜRLERİ daha parlak ciltler içindir. Cilt soyma terapileri cildi daha temiz parlak ve canlı tutan 4' lü meyve asit kürleridir.
Ayrıntılar
SAÇ DÖKÜLMESİ, SAÇ BAKIM ve ONARIMI için SAÇ MEZOTERAPİSİ + PRP + OZON kombinasyonu Cansız, boyalı, dökülen saçlara uygulanan kombine tedaviler SAÇI kökten onarır. Kadın erkek sorunlu her saça uygulanabilir. ÖNCESİ ve SONRASI saç analizleri şarttır.
Ayrıntılar
GÜNEŞ LEKELERİNDE yeni çözümler.. HYDROQUINONE yoğunluklu MASKE TERAPİSİ..tek seansta bile çok etkili..hızlı çözüm..sonuçları devam ürünleriyle kalıcı..
Ayrıntılar
SKAR- STRİA -ÇATLAK - İZ TEDAVİSİNDE PRP, OZON ve STRECH MEZOTERAPİ Yara, Yanık Skarı, Ameliyat İzlerinin tedavisinde 3' lü kombinasyon tek seansta bile çözüm üretir. Skarın ne zaman başladığı ve ne kadar derin olduğu tedavi seanslarının sayısını belirler.
Ayrıntılar
ANTIAGING MASK İçerdiği büyüme faktörleri sayesinde cildi onarır aydınlatır temizler. Düzenli uygulamalarda ciltteki sarkmalarda azalmalar meydana gelir.
Ayrıntılar
MEDİKAL CİLT BAKIMI nanoteknolojik ve lipozomlu ürünlerle cildi derinden onarır. Cilt, yüzeyel değil cilt altından tedavi edilir. Çünkü onarım yapan tabaka daha derindedir; buraya yapılan işlemler daha kalıcıdır.
Ayrıntılar
Yaşlanmaya karşı Anti Ageing terapide ' ROOBART RIP 25 ' Roobart RIP 25 boyun ve dekolte uygulamaları ameliyatsız – iğnesiz gençleşme işlemidir. Cilt acısız, izsiz sıkılaşır pürüzsüzleşir. İlk uygulamadan itibaren ciltte ciddi değişimler görülür. En başta cilt kalitesi artar, daha genç daha pürüzsüz bir görüntü oluşmaya başlar.
Ayrıntılar
GÖZ ALTI MORLUKLARI özel bir MEZOTERAPİ solüsyonuyla 2 seneliğine silinebilir Gözaltı morlukları %40 damar genişlemesi, %40 genetik yapısal, %10 tahriş, %10 gölge etkisi nedenli oluşur. Özel gözaltı mezoterapisi, ışık dolguları ve cilt rejuvenasyon lazerleriyle 2-3 seneliğine tedavi edilebilir.
Ayrıntılar
DETOKS Ruhsal-fiziksel stres, endrüstriyel gıdalar,pestisit, ağır metaller, ilaçlar, enfeksiyon, kafein, alkol, sigara, uyuşturucular, kirli hava, deterjanlar, amalgam, kuru temizleme, elekromagnetik kirlenme
Ayrıntılar
OZONTERAPİ KANGREN tedavisinde ve İLTİHAPLI hastalıklarda tedavi edici olabilir. Ozon hem mikrop öldürücü hem de toksik madde temizleyicisidir. Ozonun "BACA TEMİZLEYİCİ" etkisi damar tıkanıklıklarını açar.
Ayrıntılar
OZON TORBALAMA KANGREN ve DOLAŞIM BOZUKLUKLARININ tedavisinde çok etkin bir çözümdür. Parmakları kesilmekten kurtarabilir.
Ayrıntılar
BEL, BOYUN ve SIRT AĞRILARI tedavisinde IMS (Intra Musküler Stimülasyon) ve NÖRALTERAPİ... IMS ve Nöralterapi "TRİGGER POİNT" ve akupunktur noktaları kullanılarak yapılan bir tekniktir. Hücrelerin elektriksel potansiyellerini değiştirerek kan, lenf sinir ağını tedavi ederler.
Ayrıntılar
AĞRI TERADAVİLERİNDE AĞRIBİLİM ALTERANATİF TIP İŞBİRLİĞİ: ALGOLOJİ + AKUPUNKTUR + OZONTERAPİ..ağrının enflamasyon kaynağını yerinde tedavi eder. Sinir sistemi "NETWORK" ağını düzene sokar.
Ayrıntılar
REFLEXOTERAPİ ayak tabanı kullanılarak yapılır. REFLEXOTERAPİ ayak tabanının tüm vücudu temsil ettiği ilkesine dayanılarak yapılan özel bir akupunktur-masaj tekniğidir.
Ayrıntılar
" GIDA INTOLERANS TESTİ" BMI (Body Mass Index) = KG/BoyXBoy = 25' in üzerindeyse kilonuz ve sağlık sorunlarınız fazladır. Kilo vermenin yolu tüm dünyada tektir..Diyet ve egzersiz. Diyetinizi GIDA INTOLERANS TESTİne göre yapın.
Ayrıntılar
KİŞİSEL YAŞAM KOÇLUĞU, NLP, QUANTUM, HİPNOZ zihinsel süreçleri değiştirebilir.. Kişinin kendinin ve geleceğinin ezberlenmiş stratejilerini bozup
Ayrıntılar
KOZMETİK AKUPUNKTUR KOZMETİKAKUPUNKTUR sağlık zindelik ve estetik yaklaşımın bütünleşmiş halidir. "OTONOM SİNİR SİSTEMİ" ve " KAN DOLAŞIMI" nı düzenleyerek cildin genç, zinde, kırışıksız, parlak olmasını sağlar.
Ayrıntılar
EPİLASYON İstenmeyen tüylerden kurtulmanın kadın ve erkekte ki en etkili yolu kıl kökünde ki melanin pigmentlerini sadece melanini gören dalga boyunda ışık gönderen lazerlerdir.
Ayrıntılar
KİMYASAL PEELİNG Cilt ve Cilt altının yeniden yapılandırmasında JESTNER KİMYASAL PEELING cildi canlandırmak, iz ve lekeleri yok etmek, kollojeni tetiklemek için kullanılan 4'lü ve tamponlu asit kürüdür. Yüzü kızartmadan soymanın yenilemenin yoludur.
Ayrıntılar
KILCAL DAMAR ve RETİKÜLER VARİS tedavilerinde LAZER ve SKLEROTERAPİ önceliklidir. SKLEROTERAPİ kılcal ve orta boy varis damarlarının tedavisinde kullanıulan iğne ile yapılan yöntemdir. Damarın içine
Ayrıntılar
AKNE ve İZLERİ tedavi edilebilir bir sorundur... Akne nedeni PROPIONIBACTREIUM ACNES bakterisidir. Bu bakteri yağlı sebum kesesinde ürer. Tıbbi olarak yok edilmedikçe kozmetik yönetemler akneyi çözmez. Bu nedenle bakteri duvarını parçalayan mavi LED lazer ve aşırı cilt yağlanmasını dengeleyen Beta asit ikürü uygulamaları tedavi edicidir.
Ayrıntılar
DEKOLTE estetiği en az YÜZ estetiği kadar önemlidir. DEKOLTE estetğinde MILK PEELNG + PRP kombinasyonu...
Ayrıntılar
İĞNESİZ SAÇ VE CİLT MEZOTERAPİSİ : IMRF TEKNOLOJİSİ Saç mezoterapisi saçın dökülme, incelme,sağlıksız görünümü nedeniyle dışarıdan saçın ihtiyacının sağlandığı bir tedavidir. İğneli - iğnesiz mezoterapi ile saç kökünün bulunduğu orta tabakaya vitamin, mineral, aminoasit, enzim, dolaşım ve hormon düzenleyici verilmesidr. Cilt içinde aynı süreçtir.
Ayrıntılar
LIQUID LIFTING terapi DOLGU da yeni bir KONSEPT KALSİYUM HİDROKSİAPATİT partikülleri içeren yeni bir dolgu maddesidir. Kendi dolgu etkisinin haricinde etrafında vücudun kendi kollojenini de ürettirdiğinden aynı zamanda lifting etkisi gösterir.
Ayrıntılar
SELÜLİT terapilerinde ROOBART RM 50 etkisi.. Selülit “hipolipodistrofi” denilen bir tür bozukluktur. Selülit, hormonal ve dolaşım bozukluğundan kaynaklanan bir genel dengesizliğin sonucudur. FİBRÖZ bantların arasına sıkışan yağı kırıp ödemi yok etmek sonra da o dokuyu Radyofrekans ile sıkılaştırmak gerekir.
Ayrıntılar
KALICI MAKYAJ - MİKRO PİGMENTASYON Kalıcı makyaj: cilt altına uygulanan "MİKROPİGMENTASYON YÖNTEMİDİR". Kalıcılığı cildin asit seviyesine göre 1-3 yıldır. Özel boyalar ve cihazlarla yapılır. Dövme boyası ya da tekniği uygulanmaz.
Ayrıntılar
UZUN KİRPİK..KADINI GENÇLEŞTİRİR Tek tek kirpik diplerine yapıştırılan kirpiklerle 3hf - 1 ay kalıcı kirpik sahibi olmak mümkündür. MASUMİYET ve ROMANTİZM ve BAKIM.. kadınsı simgeler olarak kirpiklere taşınabilir.
Ayrıntılar
NASIR TEDAVİSİ Nasır tedavisi freze makinası ve özel bir takım kremler ile yapılır. Kişi eve verilen kremler ile tedavisine devam eder.
Ayrıntılar
EL - AYAK bakımı, TIRNAK MANTARI, BATIK TIRNAK, KAYIP TIRNAK El ve ayaklar hem görüntü olarak çok ortadadırlar hem de estetik anlamda çok dikkat çekerler. Aynı zamanda el içi ve ayak tabanı tüm vücudu temsil ederler. Bu nedenle sağlık ve estetik birlikteliği şarttır.
Ayrıntılar
Uzm. Dr. Sevda TAN Fethiye Mh. FSM Bulvarı No.155 16140 Nilüfer / BURSA TEL :: +90 224 243 01 31, 05308423862 FAX :: +90 224 243 01 31 E-MAIL : bilgi@drsevdatan.com
Bu web sitesinde bulunan yazıların tümü sadece bilgilendirme amaçlıdır. Bir uzmana danışılmadan bilinçsizce yapılmaya çalışılan herhangi bir uygulamadan doğabilecek zararlar nedeniyle Dr. Sevda Tan sorumlu tutulamaz.
Medya KÜP